Derin’den Gelen

Derin’im, biricik kızım.

Bugün 2. doğumgünün. Nasıl sevinçli ve kıvançlıysam, bir o kadar da buruk ve durgunum.

Henüz ikincisi ama babanla yan yana giremediğin bir doğum günün bile oldu. Birlikte doğumgününü, o en mutlu anı annen ve seninle yeniden hatırlamak, yine seni kucağıma almayı çpk isterdim. Ama bu sefer olmadı. Çok üzgünüm, çok da özür dilerim.

Umarım sağlık ve keyifle dolu daha nice doğumgünlerini beraberce kutlarız. Gülüşünü ve derinden gelen sıcaklığını hep en derinlerimde hissederim.

Canım kızım, iyi ki doğdun, iyi ki bizlesin.

Bak aşağıda sana iyi dileklerini sunan herkesi sıraladım. Onları da unutma!

SemiSaaaaan,

Cok tesekkur ederim guzel dileklerin icin. Nice uzun yillari beraber gecirmek, o zilli kizinin buyudugunu guldugunu hep beraber gormek dilegiyle…
 
O zilli Derin Hanimefendi’nin dogumgununu de en icten dileklerimle kutlarim. Henuz gorup kucagima bastirmak kismet olmadi ama olsun, o da olacak insallah diyoruz…
 
Hepinizi sevgiyle kucakliyorum 🙂
Su gavunu kutlu dogum haftasi halasi
Advertisements

Derin’le Bir Dakika

Derin’le bir dakika, mutlandırıyor beni
Bir gülücük siliyor Derin, yılların dertlerini
Derin’le bir dakika, umutlandırıyor beni
Bir öpücük siliyor canım, yılların dertlerini

Hasret tükenmez gibi, ayrıyken bir dakika
Sevmek bir ömür sürer, gülüşmek bir dakika
Keyif tükenmez gibi, beraber bir dakika
Gülmek bir ömre bedel, keyifle bir dakika

Derin’le buluşmamız, o an tarihe geçti
Gözlerim gözlerini canım, bir dakikada içti
Kavuşmamızdan beri, bir koca yıl geçti
Gözlerim gözlerini Derin, tam bir yıldır içti.

İçeride ve Dışarıda Aynı Süre

Yer: Narita – Tarih: 12 Mayıs 2012

Selam herkese,

Uzun zamandır sizlere seslenmedim. Şu sıralar çok meşgulüm de ondan. Söylemem gereken o kadar şey birikti ki, hangisinden başlamak gerek, karar veremiyorum.

Sindire sindire gidelim… Ne acelemiz var!

Birincisi dışarıda geçirdiğim toplam zaman, içeride geçirdiğim zamanı geçti! Yani artık dışarıda epey tecrübeli sayılırım. Hemen hemen kendi ayaklarım üzerinde duruyorum. Biraz koca popomu kaldırabilsem, oradan oraya emeklemek de işten değil. Sanırım bu hızda ilerlemeye devam edersem, yazın koşturuyor olacağım, yaşasın! İşte o zaman korkun benden, kaçarı yok, hepiniz benim gitmek istediğim yerlere geleceksiniz. Erkenden uyarımı yapayım.

Bu kadar gelişmeyi nasıl başardım? İşin sırrı ne? Cevabı çok basit! Son bir aydır okula gitmedim. Kaytardım mı? Hayır. Tam tersine canım babaannem ile beraber bir aylık yoğunlaştırılmış dil bilgisi, müzik, beden eğitimi ve gülmece programındaydım. Her gün saatler boyu babaannemle oyun, keyif, laklak, şarkı, uyku, atta! Kesinlikle okuldan daha keyifli bir 1 ay. Göz açıp kapayana dek geçti, gitti… Ama çok, çok güzeldi. İyi ki geldin babaanne!

Bugün bu seferlik son günümüzdü. Ben çok eğlendim, çok da alıştım sana, evde zaman geçirmeye… Bir sonrakine yaza görüşelim tamam mı bi’tanesi!

O zamana kadar yürümeye başlamış olurum sanırım, onun için yeni hedefler koyalım yaza… Mesela beraber yüzmeye çalışırız belki, olmaz mı?

O zamana kadar çok çok öpüyorum. Kocaman, kocaman..!

Hadi Ben Kreşe Gidiyorum

Yer: Tokyo, Tarih: 2 Mart 2012

Bugünlerde hayatımdaki değişimlere ben bile ayak uyduramaz oldum. Sıradaki büyük gelişme kreş! Bugünden itibaren, annemle babamın işe gittiği saatlerde kreşe gideceğim. Kreş aramakla geçen yaklaşık 2 ay sonrasında süper tatlı bir kreş bulduk. Adı PoPoLa… İnsanın aklına kazınan acayip de bir şarkısı var, babam sıyırdı misal bozuk plak gibi çevir çevir aynı tıngırtı. Resmen gına geldi! Hayır sözlerini anlayıp, doğru dürüst söylese neyse. Popora, popora gerisi yok. Minik Kurbağa’dan sonra ikinci işkence bana… Neyse yakında ben sözlerini öğretirim artık.

Kreşim evle aynı binada bir kere. Evden çıkar çıkmaz karşımızda. Öğretmenlerim de çok şekerler. Kendi yaşıtlarım henüz yok ama. Hep benden büyük abiler, ablalar var. Şimdilik bir tek öğretmenlerimle zaman geçirebiliyorum. Ama keyifli geçtiğini söyleyebilirim ilk günlerin… Yaşıtım arkadaşlarım da geldikçe daha da eğlenceli olacağı kesin. Beklemedeyiz!

Evim Evim, Yeni Evim

Yer: Tokyo, Tarih: 1 Mart 2012

Merhaba herkese. Bugün sizinle son gelişmeleri yepyeni evimden paylaşıyorum. Ev aramaktan gına gelmişti bir süre önce hatırlarsınız. Neyse ki bizimkiler bir karar verebildi de yeni eve taşınabildik. Bugün yeni evdeki ilk günümüz, her yer bir yerde ama güzel görünüyor.

Yeni ev bir kere eski eve göre kocaman! İçinde rahat rahat fink atabiliyorum. Bir de kendi bahçemiz var. Havalar güzel olduğunda havuz istiyorum ortaya! Yaz gelsin çok eğleneceğimiz kesin. Ama şimdilik içeride takılıyoruz. Babam içeride bana kocaman bir şato da yaptı. Oyuncaklarımla arada şatoya kaçıyorum. Çok keyifli oluyor.

Bu arada unuttum söylemeyi. Evin en güzel yanı kreşten 10 metre uzakta olması. Evden çıkıyoruz arada pıt pıt iki adımda kreşteyiz. Annem bıraksa ben tek başıma bile giderim. O kadar yakın… Hehe arkadaşlarım acayip kıskanacaklar. Çatlayın nihahaha!

Neyse millet, hepinizi bekliyorum artık! Bundan böyle tam zamanlı Tokyo’dayım. Yalnız bırakmayın, çıkın gelin!

 

Hasta Etmeyin Beni…

Yer: Hamamatsu – Tarih: 26 Ocak 2012

Ve huzurlarınızdayım, salya sümük, aksır tıksır!

Evet evet, hasta ettiler beni! Şu kadar zaman hasta olmayan ben, bu kreş arama, ev bakma sevdasına hasta oldum… Ama belliydi! Bir anne-baba bir kreşe, bir eve haftalar boyu nasıl karar veremez, nasıl bulamaz, nasıl beğenemez! Hasta ettiniz beni işte! Neyse ki, önemli bir şeyim yok. Babama çekmişim fırt fırt burnum akıyor, kıs kıs tıksırıyorum. Ama anneannem müthiş lezzetli bir sıvıyla geldi dün! Öksürük şurubuymuş… Bana kalırsa yaşam iksiri! Bu ne lezzettir. Bıraksalar şurupçu olur, kafayı bulurum!

Arayan Derviş…

Yer: Tokyo – Tarih: Aralık 2011 – Ocak 2012 arası bir dönem (bir kaç haftasonu üst üste)

Millet yine ben, merhaba…

Son görüşmemizde Tokyo’daydım, yine Tokyo’dayım. Hatta bu sıralar soğuk falan umursamadan hemen her hafta sonu Tokyo’dayım. Ailecek kreş diye bir şey arıyoruz bana… Ya anlamıyorum, neymiş bu kreş sevdası? Nedense her hafta sonu bir başka okula bakıp, sonra da o okula yakın yerlerde yeni ev arıyoruz!? Neden okula gitmem gerektiğini çözemedim. Kreş denilen şey okul mu yoksa? Yoksa daha başka bir şey mi?

Daha yeni ev gördük. Bahçeli, aydınlık, 2 katlı şirin bir yer… Yaşasak ya orda! Yok, olmazmış! Neymiş kreşte bana yer yokmuş! Ya kocaman yerde bit kadar bana yer nasıl olmaz! Bir de anlamadığım neden ev baktığımız! 3 – 4 ayrı kreşi gördük, buralara yakın evleri de, hatta daha öncesini de hesaba katalım kreşlerle ilişkisi olmayan yerleri de gezdik bol bol. E seçin işte birini… Ne kararsız anne-babasınız yahu, siz seçemiyorsanız ben seçiyorum!

Kyodo’daki 3LDK evin alt katındaki kreş güzel. Hem ev de kreşe yakın olur böylelikle! Amma naz yaptınız, hadi bakayım, biraz benden örnek alın, hızlı karar verin!