İki Ay ve Biraz Fazlası

Tarih: 13 Ekim 2011, Yer: Hamamatsu

Sevgili dış dünya, artık bu düzenin dişlilerine kapıldım sanırım. Güne hemen hemen her gün 6 buçuk, 7 gibi başlıyorum. Nasıl bir karın acıkması anlatamam o saatlerde… Anlamıyorum, güne erken başlıyorum, öğreneyim, gezeyim, kendimi geliştireyim diye. Sabah kahvaltımda mükemmel sütümü içiyorum, hop aradan 1 saat geçmeden içim geçmiş, kenarda uykuya dalmış buluyorum kendimi… Sonra bir uyanıyorum saat 10! Hatta bazen 11!

Sonra tam gezeriz, yeni yerlere gideriz bugün derken, karnım yeniden acıkmış oluyor. Yine mükemmel bir süt ziyafeti çekip, üstüne doğalgaz salınımı yapınca o nasıl bir keyif anlatamam! Kendimi gğlmekten alamıyorum… Sanırım bu ağzımın kulaklarıma varması herkesin hoşuna gidiyor ki, annem, babam ve tüm sülale her gülücükte kendinden geçiyor… Galiba iyi bir şey keşfettim!

Yalnız itiraf etmeliyim ki kefiyli dakikalar çok hızlı geçiyor. Ev içinde, bahçede, günlük koşuşturma içinde öğle yemeği üstüne bir ağırlık çöküyor ki, gözlerimi açamıyorum! Hatta göz açıp kapayıncaya kadar hava neredeyse kararmış oluyor… O arada ne olup bittiği konusunda en ufak bir fikrim yok. Aynı durum gece uykusu için de geçerli. 12 gibi bir kapanıyor gözlerim, açtığımda sabah olmuş oluyor. Arada çok şey kaçırıyor muyum acaba, içime kurt düştü bak şimdi…!

Göz açıp kapayana kadar geçen sırada neler oluyor dış dünyada? Biri bana anlatsın, çatlarım merakımdan!

Advertisements

Rüzgar Gibi Geçti…

Tarih: 2 Ekim 2011, Yer: Tokyo

İki hafta kadar önce, sanırım 18 Eylül’dü babaannemle buluşmamız…

Daha önce ekranda görür gibi olduğum halüsinasyon sandığım babannem gerçekten buraya geldi… Bir bavul dolusu cici yollayıp, üstüne de bir bavul da yeni cicilerle gelmiş… Hamamatsu moda haftası mı var acaba benim bilmediğim? Her gün bir diğerini giyiyorum, ama giy giy bitmiyor, ne güzel!

Keşke bitmeyen kıyafetler gibi zaman olsaydı… Şarkılar, danslar, keyıfli uykular, banyolar ve kucaktan taşan sevgiyle unutulmaz bir iki hafta geçti… Babam nasıl anlaşacaklar korkusundan bir ara kafayı yiyecekti sanki ama, annem, babannem, anneannemle, dedem ve hatta Aççan olağan üstü uyumluydular. Ayrılmamız çok zor oldu, son ana kadar gülücükler içindeydik.

Bir sonraki sefere Ankara’da buluşalım tamam mı? En kısa sürede yeniden buluşmak üzere babanne! Seni çok seviyoruz ve şimdiden özledik bile…

40 Gün, 40 Gece

Tarih: 24 Eylül 2011, Yer: Hamamatsu

Ey dış dünya, bugün prenses olduğum kanıtlandı sanırım…

Hani o masallarda olan 40 Gün 40 Gece süren kutlamalar var ya… İşte onlara nazire yaparmışcasına, dış dünyaya gelişimin 40. gününü 41 kere maşallah diyerek 41.günde kutladık…

Çeşitli kostümler, tür tür ciciler, çeşit .çeşit yerler, ve mükemmel bir ziyafet ile bir koca gün geçirdik, büyük ailemle… Annem, babam, babaannem, anneannem, dedem, Aççan ve Eriçan Teyze… Hepinize çok teşekkürler!

Herkes bu güzel günde benim çevremde bir sevgi yumağı kurmuştu…

Sanıyorum herkes bana aşık! ❤

Bastım, Bastım, Bir Ayıma Bastım!

Tarih: 13 Eylül 2011, Yer: Yine Hamamatsu

Millet, 1 ay oldu şu koşuşturmacalı dünyaya ayak basalı…Ya aslında daha iki gün var ama erkenciyim yine… Huyum çıksın!

Gelelim bu bir ayın değerlendirmesine… Hemen giriyorum konuya! İçeride herşey güllük gülistanlıktı… Ne yalan söyleyeyim! İstesem de istemesem de her şey hazırdı… Bir kere yediğim önümde, yemediğim arkamdaydı. Yemek peşinde koşmak gerekmiyordu, inanılmaz bir şekilde hiç acıkmıyordum… Ağlamaya, yırtınıp dert anlatmaya gerek yoktu… Ama dışarı çıktığımdan beri saat başı yemek aranır hale geldim. En çok gece uyurken uyuz oluyorum… Ya neden gecenin 2’sinde 4’ünde acıkır kı bir insan…? Düşünüyorum, düşünüyorum, işin içinden çıkamıyorum…

Sonra dışarısı çok sıcak, rüzgar esiyor evin içinde ama o üst baş zorla giydirdikleri şeyler de bir sıcak tutuyor ki, afakanlar basıyor. Hayır çıkartabilsem çıkarırım ama elde eldivenler falan olunca parmaklarımı özgürce hareket ettiremiyorum ki…

Ha tabii bir de tuvalet konumuz var… Yine içeride oh fıstık gibiydi hayat, ye – boşalt, ye – boşalt kolaydı ya… Dışarıda tuhaf bir his bu çıkanlar… Hemen kurtulmak istiyorum illet ediyor o acayip his…

Bir de banyo olayına hasta oluyorum, mis gibi ılık suya giriyoruz aynı içerisi gibi keyifli, rahat… Aradan 5 dakika geçiyor, geçmiyor hooop hadi bakalım dışarı! Ya bir rahat bırakın, biraz oynayayım! Yok olmazmış, hasta olurmuşum uzun süre suda kalır, üşütürsem! Ne demek şimdi bu? Hasta olmak ne demek? Ben hasta olmam ki, hem hastalık denilen şey ne? Korkıutmayın beni böyle bilmediğim şeylerle.

Bu arada eklemeden geçeniyciim, babamın beni çağırma şekillerine bir standart getirmesi şart, içerdeyken Minik Kurbağa’ydık, sıpaydık falan, dışarı çıkınca prenses olduk, tam buldu doğru hitabı derken şimdi de aslan çıktı… Neymiş aslanmışım, aman da aman, ay falan filan… Şunun şurasında dışarı çıkalı 1 ay oldu, olmadı ama dışarısı için kararım kesin! Bu dışarısı tuhaf bir yer… Bir ayda benim bildiğim orası senin, burası benim gezip, ortalıkta cirit atacaktık ama biz daha eni konu zır zır ağlamaktan başka bir şey yapamıyoruz! Bu nasıl aslanlık anlamadım yani!

Eh kendimize hedef koyalım o zaman, 2. ayım dolsun fıldır fıldır dolanıyor olacağım, haberiniz olsun… Annemle, babam ortalıkta fink atmama yardım etmezlerse babaanneme söylerim o bana öğretir… Zaten kaldı 1 hafta…

Tam 10 Gün Oldu!

Tarih: 23 Ağustos 2011, Yer: Hamamatsu

Değerli hayranlarım,

Bugün sevgili annem ve babamla buluşmamızın 10. gün dönümü… 10 günlük şu uzuuuun ömrümde neler neler yaşandı…

  • Doğup, anneme ve babama kavuştum! Bundan büyük bir olay ne olabilir ki? 😀
  • Şuncacık yaşıma bakmadılar, hastane denilen o soğuk yerde beni 5 koca gün hapsettiler. Yetmedi ayağımda delik açıp, kırmızı birşeyler aldılar, canım çok yandı… Bu yetmemiş olmalı ki, annemi de tuttular… O da yetmedi babamın günün her saati gelmesine engel olacak ziyaret saatleri icat ettiler… Davacıyım! Büyüyünce avukat olmaya karar verdim… Sürüö sürüm süründürüciim hastanedekileri!!!
  • Günde 10 posta süt içip, 15 posta zift ve hardal üretmekten gına geldi… İlk zamanlarda zift üretiyordum, neyseki 3 gün sonunda hardal üretmeyi buldum, hedefim ilerleyen günlerde kıvamında Türk kahvesi üretmek… Sanırım şu ana kadar bulduğum bu iki renkle en fazla boyacı – sıvacı olurum… Ama niyetliyim, renk sepetini geliştirip büyüyünce iç mimar ya da ne bileyim moda tasarımcısı falan olmaya karar verdim!
  • Banyoya girdim! Ya aslında banyoya sokuldum… Tamamen kendi istemim dışında gelişti her şey… Ben daha banyonun ne olduğunu bilmeden, önce sıcacık kıyafetlerimi çıkardılar, sonra da suyun içine daldıra daldra! Vızıklamaktan gerisini hatırlamıyorum… İlk seferden aklıma kalanlar annemin sürekli fotoğrafımı çekmiş olması. İyi ki ertesi günlerde haber vererek soktular da o gerginliği attım üzerimden… Hatta keyifli bile gelmeye başladı bu sudaki oyuncaklarla oynaşmak. 😉 Oyuncaklardan keyıf aldım, büyüyünce oyuncak tasarımcısı falan olmaya karar verdim!
  • Arabaya bindim! Evet o dışarıda vızır vızır geçen nesnelerin içine girdim! Hastaneden sonra biraz ferahlarım derken, o küçücük Suzuki’de daral geldi… Bundan sonra menejerime MacLaren istediğimi haber vermem gerekli… Ama şu tuhaf araçta inanır mısın, insan öyle güzel uyuyor ki, değme yataklar yanına yaklaşamaz… Kararım kesin büyüyünce araba ya da ne bileyim uyku yeri tasarımcısı falan olmaya karar verdim!
  • Sayısız insana resital verdim! Kimler, nereden haber aldılar, biletleri var mıydı, imza istiyorlar mı, o fotoğraflarımı çekenşer eş mi, dost mu, akraba mı, anlayamadan ipin ucu kaçtı… Neyseki, zamanında listelemişim, şimdi sokakta görsem adlarını hatırlamak bir yana, yüzlerini bile hatırlamam… O yüzden bu habersiz ve kısa ziyaretleri, haberli ve uzun şekilde yenilemeleri şart… Bak bunu saymıyorum! Hem büyüyünce misafir ağırlamaları için not tutucu falan olmaya karar verdim!
  •  Babaannemi gördüm ama rüya mıydı, halüsinasyon muydu orasını tam anlayamadım… Böyle ekranın diğer tarafından güle-ağlaya benimle konuşuyordu… Gelecekmiş Eylül’de, tam 1 aylık olmuş olurum, keyifle vakit geçiririz beraberce… Sabırsızlanıyorum…! 😉

たくさんのありがっとぉ~!

Türkçe için buraya

日時:2011年8月14日、場所:浜松

昨日私が産まれた直後から、たくさんの人が私に会いたくて(笑)駆けつけてくれて、たくさんのおめでとうメッセージをもらったよ!!!

誰が来てくれて、メッセージを送ってくれたかというと。。。

おばあちゃま、デデ、あっちゃん、えりちゃん、宏規おじちゃん、絹江おばちゃん、ゆりちゃん、ほのちゃん、ともくん、えみちゃん、

祥ちゃん、じゅんちゃん、啓ちゃん、ケイティ、えりかっちゃん、ちゃーちゃん、のりよしおじちゃん、慶くん、ミカちゃん、とこちゃん、

彩子ちゃん、みずのちゃん、美紀ちゃん、たか造、葉子ちゃん、むろちゃん、河崎夫婦、小池さん、節子さん、のりこちゃん、みさこちゃん、

佳代ちゃん、尚子ちゃん、栄利子ちゃん、のりちゃん、あや造、うめちゃん、ないちゃん、さとこちゃん、りんこちゃん、かおちゃん、

千夏ちゃん、しんちくん、じゅんちゃん、ひろちゃん、うっしー、もりちゃん、さえちゃん、なおちゃん、はっしー、いくちゃん、

明日香ちゃん、こうちゃん、美穂ちゃん、かんちゃん、りょうちゃん、トコさん。。。

皆さん、ありがとぉ~。一生忘れない・・・(えっと、でも私ずっと寝てたから、夢だったのかなぁ~(笑)

ところで、BBCにもご苦労様。わざわざイギリスから来てくれた!

Sonunda Huzurlarınızdayım..!

Tarih: 13 Ağustos 2011 00:35, Yer: Hamamatsu

Boyum: 52 cm, Kilom: 3402 g…

Haftalar süren kesin sessizlik ve derin işler dönemine bugün itibariyle son verdim. Artık göz önünde, canlı, capcanlı karşınızdayım!!! Bunda sonra size gizlenmeden “Dışarıdan Bilgiler” vereceğim! Bak buraya yazıyorum!!!

İçeriden bilgiler bitmiş olabilir ama ortalığı boş bıraktığımı sanmayın. Bundan böyle derin sessizlik falan beklemeyin! Kız başımla avazım çıktığı kadar bağırıp, tüm gücümle türlü şımarıklıklar yapma dönemine girdik…

Tabii ilk başlarda kendi yarıçapımda asıl söz sahibinin ben olduğumu kanıtlamam gerek… Sonrasında dünyaya açılıp, herkese patronun kim olduğuju göstereceğim!!!

Bugünden itibaren artık Derin’in borusu ötüyor!!!