Hoşgeldin Kayra…!

 

Yer: Hamamatsu – Tarih: 15 Şubat 2012

Bugün iki doğumgünü çakıştı. Birincisi babamın anneannesi, büyükanneanneminki. Büyük anneannem bugün 83 yaşına girdi, keyifle, sağlıkla daha nice yıllara. Daha birlikte çok zaman geçirmek dileğiyle. Kocaman öpüyorum, iyi ki doğdun büyükanneanne!

Günün diğer doğumgünü haberi de Leuven’den geldi! Leuven neresi en ufak bir fikrim yok ama daha önce hiç duymadığıma göre muhtemelen Japonya’da değil! Lale gibi yine bir Türk – Japon ortak yapımı! Bu sefer Türk tarafı daha ağır gibi Japon Kemal amcamla, İlkay teyzemin oğluşu “Kayra” dünyaya geldi bugün saat 9’da! Tam üç buçuk kiloymuş! Benden bile ağır doğmuş. Kocaman adam bu ya!

Yaşasın arkadaşlarım tek tek artıyor! Hem keyifli, hem güzel günler bizi bekliyor! Bir türlü buluşamıyoruz yeni arkadaşlarımla ama sanırım buluştuğumuzda epey bir kurtları dökeceğiz! Ama bir dakika! Biz nerede buluşuyoruz? Lale, Londra diye bir yerde doğmuştu. Kayra Brüksel’de, ben burada… Ya niye benim bütün arkadaşlarım Japonya dışında doğmakta inat ediyor!? Dış dünyada yalnız fink atmak istemiyorum. Bir an önce toplanılsın!

 

 

Advertisements

İlk Sevgililer Günüm

Yer: Hamamatsu – Tarih: 14 Şubat 2011

Bugünlerde kutlamadan kutlamaya koşturuyoruz sanırım. Daha geçen ay yılbaşıydı, anneannemin yaşgünüydü, oydu buydu derken, daha üstünden 2 hafta geçmedi al sana yeni bir kutlama daha! Bu seferki Sevgililer Günü’ymüş. Benim için bu çok keyifli bir gün! Herkesi çok seviyorum, herkes de beni çok seviyor! Üstelik bir sürü de hediye alıp veriyoruz. Ortalık cıvıl cıvıl! Beğendim bu günü!

Bir miktar Japon olduğum için babama ve dedeme çikolata almam gerekiyordu. Ama ben herkesi düşünüp, babama, dedeme, anneme, hepsine aldım. Babaanneminkini de gelince vereceğim, hem de elden! Onun için sürprizi bozmamak lazım, fotoğrafını buraya koymuyorum. Hem azıcık merak etsin! (Gıcıklığımla babama çekmişim!)

Bu arada bir tanecik sevgilim, biricik annem bugün hep benimle birlikteydi. Özel bir gün diyerek, yalnız bırakmadı. Benim ilk aşkım işte!

Bu arada ikinci aşkım, ormanlar kralı canım babam benim, orman hayatına alışmam ve Peter Pan’ın dünyasını keşfetmem için olsa gerek gayet eğlenceli bir oyuncak göndermiş. Bütün öğleden sonra maymuncuk senin, kelebekcik benim oynayıp durdum. Galiba babamı da çok seviyorum! Onun için annemle bugün kart yazduk. Öpücüklerimi gönderdim. Uzakta da olsa ulaşsın yanaklarına diye…

“Çok sevgili Babacığım, Semihchan,

Her zaman ama her zaman bana ve anneme karşı gösterdiğin sevgin ve şefkatin için çok teşekkürler. Hep babamın sıcaklığını içimde hissederek yaşamak istiyorum.

Bahar gelip, Tokyo’da beraberce, mutlulukluk içinde yaşamayı sabırsızlıkla bekliyoruz.”

Sevgi, sevgi, sevgi!

Derin ve Yuka

14 Şubat 2012

Yarım Yamalak Yaşlandım!

Yer: Hamamatsu – Tarih: 13 Şubat 2011

Bugün dünyaya gelişimin tam 6. ayı da doldu. Hayat ne kadar hızlı akıp gidiyor. Daha içeriden bilgiler geçerken, geçen sene bugünlerde henüz 100 günlük, 69 mm’lik bir tıfıldım. Şimdi 69 cm’den uzun boyumla ortalıkta arz-ı endam ediyorum.

Bu yarım yamalak yaş günü olayını ben pek farketmemiştim ama anneannem ve annem dün bir anda, aynı 40 günlükken babaannem de burada olduğu zamanki gibi, fotoğraf çektirmeye apar topar alıp getirdiler beni stüdyoya! Bu gidişle doğuştan mankenlik – foto modellik tecrübemi özgeçmişime eklemem gerekecek. Bu sefer de çevir çevir bir sürü kıyafet denedim ama en çok yeşil olan hoşuma gitti. Bu kıyafetle, Erichan’ın söylediğine göre, Peter Pan’ın perisi Tinker Bell olmuşum… Acaba Peter Pan kim? Evet ya Peter Pan kim?

 

Hasta Etmeyin Beni…

Yer: Hamamatsu – Tarih: 26 Ocak 2012

Ve huzurlarınızdayım, salya sümük, aksır tıksır!

Evet evet, hasta ettiler beni! Şu kadar zaman hasta olmayan ben, bu kreş arama, ev bakma sevdasına hasta oldum… Ama belliydi! Bir anne-baba bir kreşe, bir eve haftalar boyu nasıl karar veremez, nasıl bulamaz, nasıl beğenemez! Hasta ettiniz beni işte! Neyse ki, önemli bir şeyim yok. Babama çekmişim fırt fırt burnum akıyor, kıs kıs tıksırıyorum. Ama anneannem müthiş lezzetli bir sıvıyla geldi dün! Öksürük şurubuymuş… Bana kalırsa yaşam iksiri! Bu ne lezzettir. Bıraksalar şurupçu olur, kafayı bulurum!

Arayan Derviş…

Yer: Tokyo – Tarih: Aralık 2011 – Ocak 2012 arası bir dönem (bir kaç haftasonu üst üste)

Millet yine ben, merhaba…

Son görüşmemizde Tokyo’daydım, yine Tokyo’dayım. Hatta bu sıralar soğuk falan umursamadan hemen her hafta sonu Tokyo’dayım. Ailecek kreş diye bir şey arıyoruz bana… Ya anlamıyorum, neymiş bu kreş sevdası? Nedense her hafta sonu bir başka okula bakıp, sonra da o okula yakın yerlerde yeni ev arıyoruz!? Neden okula gitmem gerektiğini çözemedim. Kreş denilen şey okul mu yoksa? Yoksa daha başka bir şey mi?

Daha yeni ev gördük. Bahçeli, aydınlık, 2 katlı şirin bir yer… Yaşasak ya orda! Yok, olmazmış! Neymiş kreşte bana yer yokmuş! Ya kocaman yerde bit kadar bana yer nasıl olmaz! Bir de anlamadığım neden ev baktığımız! 3 – 4 ayrı kreşi gördük, buralara yakın evleri de, hatta daha öncesini de hesaba katalım kreşlerle ilişkisi olmayan yerleri de gezdik bol bol. E seçin işte birini… Ne kararsız anne-babasınız yahu, siz seçemiyorsanız ben seçiyorum!

Kyodo’daki 3LDK evin alt katındaki kreş güzel. Hem ev de kreşe yakın olur böylelikle! Amma naz yaptınız, hadi bakayım, biraz benden örnek alın, hızlı karar verin!

 

Bu Ne Kalabalık!

Yer: İse- Tarih: 2 Ocak 2012

Dün dedem yeni yaşını kutlamış olmama çok sevinmiş olacak ki, gece yarısı, belki de sabah erkenden tam zamanını kestiremiyorum uyuyordum yine, hepimizi toplayıp, bir kocaman arabaya bindirip İse’ye getirdi! 2012 ne kadar da hızlı geçiyor, Bu seneye ayak uyduramaz oldum!

İse eski evlerin olduğu, koskocaman ve yemyeşil ağaçların sıralandığı bir yer. Her yerde tapınak var! Bir de ben bu kadar insanı ilk kez bir arada görüyorum…! Sanırım dünyadaki herkes burada! Bu ne kalabalık anlamadım! Ama neyse ki babam her zamanki gibi kucağında gezdiriyor beni sürekli. Bu kalabalıkta kaybolmak işten değil çünkü… Meğer bu kadar insan “yeni yılın ilk dileği” için burada toplanmış… İnsanlar ne diliyor acaba? Ben de dilekte bulunsa mıydım hazır gelmişken? İyisi mi ben babaannemin gelmesini dileyeyim… Özledim ne zamandır görüşemedik hem!

 

Yeni Yıl Geldi de Geçiyor!

Yer: Hamamatsu – Tarih: 1 Ocak 2012

 Etrafta bir ses var! Uzaklardan gelen “donnnn donnn” sesi! Gecenin bir yarısı, bir de bizimkilerin vıdı vıdı konuşması! Yahu ne var, ne oluyor? Gecenin bir vakti, uykudan uyandırdınız değsin bari!

 Neyse, babam kucağında açıkladı en nihayet. Yeni Yıl gelmiş! 2011 bitmiş, 2012 gelmiş. O yüzden yakındaki tapınakta çanlara vuruluyormuş. Duyduğum ses, çan sesiymiş. Bir de çok feci canım sıkıldı. Benim minik tavşan yılım bitmiş, yerine dev ejderha yılı gelmiş annem öyle dedi. Yoksa ejderha tavşanı yedi mi..? Birisi açıklasın yazık değil mi tavşana!?

 Tavşancıktan başka bir diğer kafa karışıklığı da yeni yıla kaç kere girdiğimizle ilgili… Yeni yıla girişte, babaannem dahil, hemen herkesle de konuştuk. Ama hem gece, hem sabah konuştuk! Babaannem yeni yıla neden sabah girdi de biz gece girdik bir türlü anlamadım. Her halde, yeni yıl bir evden, diğer eve giderken geç kalıyor. Kutlamalar, konuşmalar derken yeni yılın babaanneme gitmesi sabaha kadar sürdü demek ki!

 Yeni yıla girdik oh uyuyalım uzun uzun derken, bu sefer de sabahın köründe, uyandırıldım apar topar… Neymiş yeni yılın ilk gün doğumunu görmeye gidiyomuşuz… Sabah soğuğunda okyanus kenarına gittik, dedem götürdü sanırım… Arabaya binince uyuyakaldım bundan sonrasını hatırlayamıyorum. Oysa ki apar topar yola çıkınca, merak da etmiştim! Kısmet bir sene sonrasına artık! Bu arada bugün dedemin yaş günü, kutlamayı da arada yaptık, aile arasında!

İyi yaşlar dedeeee! Mutlu yıllar!