İlklerle dolu bir üç ay!

Yer: Hamamatsu, Tarih: 13 Kasım 2011

Eveeet, 3 ay oldu dışarıda fink atmaya başlayalı! Nasıl da hızlı geçti bu 3 ay!

İlk 1 ay genelde evdeydik, hava da sıcaktı zaten pek gezmece tozmaca şansım yoktu. Sonra babaannem geldi, onunla rüzgar gibi geçti bir 2 hafta. O sırada Hamamatsu’dan da ilk gez dışarı adım attık. Tokyo’daki ve Kosaka’daki evlerimizi gördüm… Güzel havada gezmek çok keyifliydi… Ama sonra birden hava serinlemeye başladı ve yukarıdan sular düşmeye! Sonradan öğrendim ki, bu yağmurmuş. Ilık havada banyo gibi güzel bir şeydi, ama havalar soğudukça o çekiciliği kalmadı. Sanırım güneşli günler bana daha keyif veriyor. Keyif demişken şu sıralar gülmekten kendimi alamıyorum. Ağzım kulaklarımda, aman nazar değmesin diyelim, dileyelim!

Dedim ya keyfim yerinde! Neden olmasın? Etrafımdaki hemen herkes çok güleryüzlü, çok sıcakkanlı… Herkes bıcır bıcır konuşup duruyor, yeri geliyor şarkı söylüyor, yeri geliyor gezmeye gidiyor benimle… Babam yanımda yokken ve babaannem illa ki ekranda, o da olmadı telefonda beni lafa tutuyorlar… Yalnız annemin dedikleriyle babamın dedikleri sanki aynı şeyler de söylenişleri farklı gibi… Ben anlıyorum ikisini de ama, hani neden aynı seslerle konuşmuyoruz bunu çözemedim henüz…

Bu dönemde sanırım bir çok ilki de yaşadım dış dünyada… Biraz staj dönemi olarak kabul ediyorum bu süreyi. Mesela, ilk kez banyoya girdim, ilk kez uçağa bindim, ilk kez hayvanat bahçesine gittim, ilk kez MacLaren’imle tur attım, ilk kez aşı oldum, ilk kez dondurma yedim…

Ama hepsinden öte ilk kez tamamen keyif için uzun mesafeli yolculuğa çıktım…! İlk geldiğimiz yer içerideyken son kez geldiğimiz yer, Hakodate idi… Annem de babam da Hakodate’yi çok sevmiş olmalılar ki, benim ilk burayı görmemi istemiş annem… Bi’taneciksin! Burada ilk kez banyodan çok daha büyük, hatta kocaman bir su kütlesi gördüm, masmavi! Babam çok heyecanlıydı! Sanırım bu denizmiş! Derin, çok derin bir mavi! Babam delinin teki deniz kesmemiş olmalı ki, bir de 2 gün sonra tutup göle de getirdi… Hatta bir ara orası Japonya’daki en derin gölmüş diye de duydum… Sanırım derin olan her yere gidiyoruz bundan sonra… Kendi kendimi takip etmem bile zorlaştı. Artık daha sık not almalıyım samırım….

Bu arada çukulata denen o tadı arıyorum fellik fellik! Bulanların, nerde olduğunu bilenlerin haber vermesi rica olunur…!

Advertisements

Peşinen Söylüyorum. Yoldayım, Geliyorum!

Tarih: 11 Ağustos 2011 Yer: Hamamatsu

Uzun zamandır hem anneme hem babama “daha çok ilgilenin benimle, şu küçücük mekanda azıcık rahat ettirin” demekten dilimde tüy bitti. Hadi annem yine şımartıyor arada, elinden geleni de yapıyor, hiç değilse her zaman yanımda. Arada sırada konuşuyoruz falan ama, o babam yok mu, yine çok kızdım ona!

Neymiş çalışıyormuş. Neymiş daha sonra izin alıp, daha çok zaman ayıracakmış da ondan şu anda bizimle hirlikte değilmiş… Benden çok Japon oldu, işkolik işte! Alır izinlerini gelecekteki 10-15 yılda uzun uzun(!) iki bilemedin üç gün!

Yine de hakkını vereyim arada telefonla konuşuyoruz ama olmuyor işte, yetmiyor… Hani aslında yetecek ama kaç aydır bir türkü tutturmuş gidiyor… “Minik Kurbağa, minik kurbağa”, gına geldi ya! Başka şarkı da bilmiyor herhalde… Hani söylerken hırpalıyorum kendimi, böyle içeride daral geliyor, tekmeliyorum, çırpınıyorum, derdimi anlatmaya çalışıyorum ama belli ki anlaşılmıyor… Daha bu yaşımda psikopata bağlıycam…! Daha fazla dayanamıyorum bu işkenceye, iyisi mi çıkıp kurtulayım şu eziyetten…

Sizdiniz bana içeride Minik Kurbağa işkencesi yapan… Artık sıra bende, uykusuz kalmak neymiş görürsünüz siz!!!

Geliyorum işte bugün yarın, hazır olun!

İlk Babalar Günü

日本語はこちら

Yer: Tokyo, Tarih: 19 Haziran 2011

Sevgili Babacığım,

Bugün babalar günü…

Hep beni düşündüğün için çok teşekkürler

Dünyanın en mutlu bebeği benim!!!

Annemin karnından çıktığımda ilk babamın beni kucağına almasını istiyorum.

En güzel gülen yüzüm ve en yüksek sesli ağlamamla geliyorum, bekle beni tamam mı?

Düğün Dernek!!!

Tarih: 21 Mart 2011 Yer:  Hamamatsu

Selam millet!

Bugün epey koşuşturmalı bir günün ardından yorgun argın sesleniyorum sizlere… Yine Hamamatsu’dayız… Dünden  beri bir koşturmaca sormayın gitsin! Annemle babamın düğünü vardı bugün Hamamatsu’da. Dün akşam babaannem, büyük amcam ve yengem Türkiye’den geldiler ve anneannem, dedem ile teyzelerimle çok sıcak bir aile yemeği yedik… Aslında yemekte Çağatay amca ile Ülkü abla da vardı unutmayayım onları, küsmesinler sonra… Sanıyorum dünkü akşam yemeği ile artık herkes birbirine iyice ısındı. Hatta aralarından su sızmıyor… Özellikle babaannemle anneannem çok sıkı fıkılar…

Neyse konumuz bu değil, dağıtmayalım… Ne diyordum.

Bizimkilerin bugün düğün yemeği ya da partisi vardı… Hava da, yer de, yemekler de çok güzeldi! Herkes depremin hemen sonrası olmasına rağmen yüzü gülerek partiden ayrıldı, ya da en azından ben öyle hissettim… İyisi mi benim içeriden hissettiklerimi bir de sizler görün… Fotoğraflar burada…!

Hareket Ediyorum!

Uzun zamandır anneme ve babama hareket ettiğimi, içeride fıldır fıldır dönüp durduğumu farkettirmeye çalışıyorum, ama duyan eden yok… Oysaki, günlerdir bir sağa, bir sola dönüp duruyorum… Anlaşılan bizimkilerin duyacağı, anlayacağı yok! İlla ki tekme mi atmam lazım!?

Neyse şu sıralar hem büyüdüm, hem de keyfim yerinde… Neredeyse 20 cm oldum (doktor ısrarla 10 cm olarak ölçse de oldum işte, oldum!) Artık rahat rahat tekmelerim… Ama çok kızgınım bizimkilere! Bundan böyle yalnız ben istediğim zaman hareket edip, istekleri de cevaplamamaya karar verdim… Merak etsinler azıcık!

Hamamatsu diye bir yer…

Tarih: 2 Şubat 2011, Yer: Hamamatsu

Bu haftasonu annem beni ikinci kez Hamamatsu’ya getirdi… Daha önce yılbaşından sonra gelmiştşk galiba ama kimse bana bişey söylememişti o zaman… O yüzden bu ilk gelişim sanki! Ya da en azından ben öyle hissediyorum.

Bugün kocaman ve kalabalık bir yerde çok uzun süre bekledik… Çok sıkıldım etraftaki gürültü patırtıdan…  Annemle anneannem konuşurken duydum, sanırım hastaneye gelmişiz! Acaba anneme bişey mi oldu? Hayır benim keyfim yerinde de ondan merak ettim, aniden neden hastaneye geldik acaba?

Neyse beklerken annem hem kendinden hem de benden bahsetti anneanneme bol bol… Çok acıkıyorum ya, çok yediğini söyledi… Biraz da kilo aldığını! E alıcam tabii, yiyip kocaman olcam işte!

Aaa, bu arada buraya niye geldiğimizi yeni anladım!! Buradaki doktor beni görmek istemiş, onun için gelmişiz! Demek ki ünüm buralara kadar gelmiş… Zaten annem de burda doğmuş onun için bizi herkesler tanıyo yaaa..!

Hem ünlüyüm hem de artık deneyimli bir foto modelim. Fotoğrafımı çekerse rahat rahat sosyetik pozlarımdan veririm… Ama ya çekmezse? Yok olmaz öyle şey annem çektirir eminim.

Az önce yanlış duymadıysam burdaki doktorla annem burada doğmama karar verdiler…! Ne zamanmış ağustos diye bir şey dediler acaba ağustos nasıl bir ay? Sıcak olursa iyi olur, soğuktan hoşlanmıyorum! Annemin başı ağrıyo hep soğuk olunca… Benim de canım sıkılıyo!

Artık kocaman oldum! Geçen seferden beri güçlendim de… Hahayt herkes çok şaşıracak… Babam bugün işte olduğu için gelemedi ona fotoğrafımı göndereyim en iyisi… Bir de el sallayım! Artık bu işi biliyorum ben yaaa!